YÖREMİZDE TURİZM OLANAKLARI     

 Y Ö R E M İ Z D E K İ    Y A Y L A L A R

Yöremiz yaylaları, tüm dünyanın giderek daha fazla birbirine benzemeye başladığı yeni bin yılda, geçmişten gelen ve tadı yaşandıkça fark edilen; günümüz modern yaşamına göre egzotik, tabiattan uzaklaştığımız ölçüde otantik yaşama biçimi olarak kuşatıcı ve farklı yaylalardır. Tüm Türkiye dahilindeki yaylalar içinde aynı şeyler söylenebilir.

Yaylalarımız, bakir tabiatın kirlenmemiş havasını; billur gibi soğuk suları; yazın en sıcak günlerde bile ferahlatıcı serinliği; büyüleyici güzellikte manzaraları; hormonsuz ve dalında yavaş yavaş olgunlaşan meyveleri; tabii ortamlarında yetişen hayvanlardan elde edilen ve yapılan gıdaları da sunarlar. Bozulmamış bir çevrede yaşayan bin bir çeşit yabani hayvan ve bitki, insanları şehrin sıkıntılı havasından, çalışma hayatının yorucu stresinden kurtarıp gerçek hayatın tadına varmasını sağlar.

Kaçkar sıradağlarının eteklerinde oluşan yaylalar doğal güzellikleri ve sevimli evleriyle yöremizin güzelliğine güzellik katmaktadırlar

Yöremizdeki belli başlı yaylalar İkizdere ilçesinde Anzer, Çağırankaya, Ovit, Varda, Gölyayla, Cimil; Çayeli'nde Hazende; Hemşin'de Ambarlı; Çamlıhemşin'de Ayder, Aşağı ve Yukarı Kavron, Elevit, Tirevit, Kale, Baş Yayla, Hacivarak, Palovit, Çaymakçur, Amlakit ve Samistal Yaylalarıdır. Bunlar içerisinde; Ayder, Anzer ve Yukarı Kavron Yaylaları turizm merkezi olarak ilan edilmişlerdir.

Anzer yaylası, Ayder Yaylası, Çağırankaya Yaylası, Kavron Yaylaları, Kavron'da Vartivor

Kavran'da Vartivor

Kavran, halk diliyle (Kavron) Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Kaçkar Dağları'nın eteğinde şirin bir yaylamızdır. Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinden, Ayder yolu üzerinde araba ile ulaşım sağlanan Kavran, geçmişte sadece yaylayken günümüzde hem yayla, hem de tatil beldesi görünümündedir. Doğu Karadeniz insanı hem rutubetli sıcaktan korunmak, hem de hayvanlarını geniş yayla mezralarında otlatmak için; ormanların seyrekleştiği 2000 m yükseklikteki dağlar arasındaki yaylalara çıkarlar. Yayla evleri genellikle yaşlı, tecrübeli, katık (yağ, peynir, minci vb.) yapmasını iyi bilen ebe ile hayvanlara çobanlık yapabilecek on-onbeş yaşlarında kız ya da erkek çocuktan oluşan iki kişilik evlerdir. Köylerdeki yerleşim dağınık olmasına karşın, yayla evleri birbirine çok yakındır.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yaz aylarına rastlayan çeşitli yayla şenlikleri geçmişten günümüze halen sürdürülmektedir. Bu şenlikler "Çürük Ortası", "Yayla Ortası", "Okçular', "Vartivor" gibi adlarla yayla süresinin belli dönemini yansıtmaktadır. Genellikle de yaylaların en kalabalık olduğu, ot biçme işleminin bitimine ya da köydeki son işlerin bitirilip yaylada toplanma tarihine rastlar.

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesi Ayder yaylalarından biri olan Kavran'da Vartivor, günümüzde de geçmişte olduğu gibi aynı görkem ve ihtişamla kutlanmaktadır.

Vartivor, yayla halkının yaptığı bir şenlik olup, Temmuz ayının 15'inde başlayıp 25'ine kadar devam eder. Şenlikte delikanlılar, kızlar horon oynar, birbirlerine mani söylerler. Vartivor gül bayramı, ot bayramı anlamına gelmektedir. Vartivor eskiden temmuz sonları, ağustos başlarında Ergenekon dolaylarında dağlarda yapılıyordu. Şimdi aynı görkemiyle, aynı tarihlerde Hemşin yaylalarında yapılmaktadır.

Yayla halkı, kuşaktan kuşağa taşıyarak günümüze aktardığı Vartivor'u şöyle anlatmaktadır: "Hayvanlarımız otlasın, katığımız bol olsun diye yaylaya çıkarız.

Yaylada her evde bir katık yapan, bir de sığırları otlatmak için çoban olur. Yazın köydeki işler ağustos başlarında biter. İşler bitince köylü toplanır. Vartevor yapmak için yaylaya gelir. Köyden yaylaya gelenlere "Vartevorcu" denir. Vartevorcularla yaylacılar yaylada eğlenirler, çalışmanın yorgunluğunu üzerlerinden atarlar, gece sabahlara kadar tulumla horon oynar, içki içip tabanca atarlar".

Vartevora giden köylüler en güzel giysileri giyerek sabahın erken saatlerinde yola çıkarlar. Tulum çalıp, atma türkü söyleyerek, horon oynayarak, yaylanın yolunu tutarlar. Yaylacılar köyden gelen vartivorcuları büyük bir heyecan ve sevinçle karşılarlar. Vartivorcu yaylaya tulum eşliğinde büyük bir coşkuyla girer. Bu coşku yaylada on beş gün sürer. Vartivorcusu gelmeyen yaylacının, vartivoru hüzünlü geçer. Köyden vartivorcusu kalabalık gelen yaylacı gururlanır başı dik gezer.

"Eskiden işler bitince köylüler, sabah namazıyla yola çıkardı. Türkü söyleyerek, tulum çalarak, Vice (Çamlıhemşin ilçesi) dibine gelirdik. Orda mola verir, yemek yer, tekrar yola koyulurduk. Ayder'de bir gece boş ambarlarda yatardık, sabaha kadar tulum çalar, horon oynardık. Ordan tekrar hep birlikte yola koyulur, öğleye doğru tüfek ata ata yaylaya girerdik. Yaylanın düzünde hemen horonu kurardık. Gece sabahlara kadar lamba, lüküs ateşiyle horon oynardık. On-onbeş gün böyle devam ederdi. Genç kızlar, delikanlılar en güzel elbiselerini giyerek vartevora gelirler. Sevdalıklar da vartevorda başlar, orda büyürdü. Genç kızlar, delikanlılar sevdalarını atma türkülerle yine dile getirirlerdi".

Vartivor, halk arasında "Yayla Ortası" olarak da bilinen yörenin en önemli şenliklerindendir. Kutlamaların dinsel bir yönü olduğuna dair bir belgeye rastlanmamıştır. Ancak "Hemşinliler Hristiyan adetlerini muhafaza edip, Vartevor Yortusu Günü hepsi de kiliseye gider" ifadesi kullanılmaktadır.

Vartivor zaman olarak yayla döneminin tam ortasında rastgelmektedir. Bu dönem köylerde işlerin azaldığı, sıcaklık ve nem oranının arttığı, Ağustos ayının ilk on beş gününü kapsamaktadır. Yörede yaşlıların kullandığı "Köy Hesabı" ya da "Ay Takvimi" Hicri gün hesabıyla 20-22 Temmuz'da başlamakta, on beş gün sürmektedir.

Şenlikler ciddi bir organizasyon çerçevesinde kutlanmakta, kutlamaların düzenli yapılması için Başkan ve Kutlama Komitesi oluşturulmaktadır. Şenliğin başlamasından bitimine kadar her aşamasından, Başkan ve Şenlik Komitesi sorumludur. Şenliğin maddi giderlerini yayla halkı karşılamakta, herkes gücüne göre katkı sağlamaktadır, zorlama yoktur.

Vartivorda türkü söyleyip horon oynamanın yanı sıra, yaylanın belli yerlerine (Mezovit, Ovidin Düzü) gezintiler düzenlenmektedir. Bu gezilerde yemek yenilip, içki içilmekte genç kızlar ve erkekler yakan top oynamakta, delikanlılar balığa gitmektedirler.

Şenliklerin en önemli kısmını horon oynamak için toplanan gruplar oluşturmakta, kızlar ve erkekler ayrı ayrı ya da birlikte oynamaktadırlar. Horonlar yayla halkının yaptığı çardaklarda veya büyük düzlüklerde oynanmakta, horon en önemli kısmını horon esnasında atılan silahlar oluşturmaktadır. Vartivorda "Hoşmeli" ve "lokum" gibi özel yiyecekler yapılmakta, yayla nüfusu iki üç misli artmaktadır.

SONUÇ

Vartivor geçmişte olduğu gibi günümüzde de halkın toplumsal ve psikolojik birçok gereksinimine yanıt vermektedir. Bir kültürel olgu toplumda işlevsel olduğu sürece varlığını gösterir ve kuşaktan kuşağa aktarılır.

Vartivor yıl boyunca durmadan dinlenmeden çalışan yöre halkının; buluşma, kaynaşma yeridir. Sadece köyde yaşayanlar değil, büyük kentlere göç eden yöre halkı da vartivora gelmek için büyük bir gayret göstermekte, işlerini vartivora göre ayarlamaktadır. Vartivor yorgunluğun atıldığı, hasretin giderildiği, eğlenme, kaynaşma yeridir. Duygu ve düşünceler en güzel ve çarpıcı olarak türkü yoluyla vartivorda dile getirilir.

Sevgililer sevgilerini, kırgınlıklarını, komşular beklentilerini, dargınlar yergilerini, gurbetçiler özlemlerini anlatır türkülerle. Bu nedenle şenlik bir anlamda da iletişim işlevi görüp, bireyi bilinç altına ittiği sıkıntılardan uzaklaştırıp, ruhsal doyuma ulaştırmaktadır. Birbirleriyle karışıp kaynaşan halkın ilişkilerini güçlendirmekte, toplumsal düzeni sağlamlaştırmaktadır.

Vartivor şenliklerinin yukarıda anlatılan işlevlerden dolayı, biçimde değişime uğrasa da içerikte amacını koruyarak, kuşaktan kuşağa aynı görkem ve ihtişamla kutlanacak, Kavran Yaylası daha uzun yıllar şenliklere ev sahipliği yapacaktır.


Gidiyorum buradan
Vartevordur durağım
Sizlerden ayrı kaldım
Odur benim merağım.

Horon oynamağilen
Horon yeri düz olmaz
Kadife giymeyilen
Kocakarı kız olmaz.

Yayladan mı gelirsin
Ey gidi yeşil taksi?
Vermezler sevdiğimi
Kardeşlerim çok aksi.

Yaylalar çiçeğinin
Honceciliktir başı,
Ben bir güzel severim
Daha ufaktır yaşı.

Yaylaların dumanı
Her gün gelir değilen
Gençliğime yanarım
Geçti ağlamağlen.

Buldırın yaylalardan
Alamadım bir çiçek
Bu yılı da sorarsan
Ağzımı açmaz bıçak.

Yayladan ki yürüdüm
Bir saat ağlamışım
Ayrılığın çamına
Hatıra bağlamışım.
Yaylanın yollarına
Ben kurulayım oluk
Gelen geçer güzeller
İçsinler soluk soluk.

Bizim yayla düz gibi
Bir su içtim buz gibi
Oldun elli yaşına
Duruyorsun kız gibi.

Bu sene vartevorun
Zarı kırıktır zarı
Gelmedi vartovara
Neyleyim böyle yarı.

Ayderin düzlerine
Helikopter inecek
Yarimden mektup aldım
Vartevora gelecek.

Bu sene yaylaların
Çiçeğisin çiçeği
Saplandı yüreğime
Savdalığın bıçağı

Kaçkarın tepesinde
Bir taş durur duraklı
Akşamdan bir ay doğdu
O da benden meraklı.

Yayladan ki yürüdüm
Yayla dumanlı idi
Bakamadım yüzüne
Gözlerim yaşlı idi.
 

Gülsen BALIKÇI (Folklor Araştırmacısı)'nın Tarım ve Köy Dergisinin 127 sayısında yayınlanan yazısından alınmıştır.

 

   Künye    |    Açılış Sayfam Yap    |    Sık Kullanılanlara Ekle    |    Reklam    |    Önemli
 
© 1997 - 2022  Her hakkı saklıdır. Fotoğraf, Haber ve Yazıların izinsiz kopyalanması, kullanılması yasaktır.
Sitede Şu an  2  ziyaretçi bulunmaktadır.