8         

ARİF Y. ( 01-03-2011  00:03:08 )
Nihat Abi, eski yüze alışmıştık ama bu daha işlevsel olmuş, eline sağlık.


HÜSEYİN YANGIN ( 25-02-2011  16:08:43 )
Sevgili Cemil Albaş\'a 1963 yılına ait pazar ortaokulu fotoğrafı için teşekkür etmek istiyorum. O günlere yeniden dönmek, eski arkadaşlarımı görmek, beni çok mutlu etti. keşke başka fotoğraflar olsa da yayınlansa çok isterdim. bu vesileyle başta Cemil Albaş kardeşim olmak üzere tüm arkadaşlara sevgilerimi sunar, sağlık ve mutluluklar dilerim.


NURETTİN SAĞBAŞ ( 25-02-2011  13:31:43 )
Site ile ilgili yeni çalışmanız hayırlı olsun.Güzel olmuş,kolay gelsin.

( Teşekkür ederim Nurettin Kardeşim. Sağolun )


NACİ GÜVEN ( 24-02-2011  08:36:20 )
Hele şükür siteyi değiştirebildin aynı yüze baka baka kına gelmişti.Yeni siten hayırlı olsun,iyi olmuş.

Teşekkürler Naci Kardeşim...


EDİTÖRÜN NOTU ( 24-02-2011  06:43:56 )
Sitemizdeki güncelleme nedeni ile oluşacak olası aksaklıklar için şimdiden özür diliyoruz. Bazı sayfaların aktarılması tamamlanamadığı için çalışmayacaktır.
Bazi linkler de gözden kaçtığı için hata verebilir. Çalışmayan linkleri İletişim köşesindeki "ÖNERİLERİNİZİ YAZINIZ" aracılığı ile bizlere bildirmenizi rica ediyoruz.
Selamlar, saygılar...



FARUK TUNÇSAN ( 21-02-2011  11:35:20 )
GİYDİĞİMİZ KOT\'UN TEHLİKELERİ
Dünyada ve tabii Türkiye’de her zaman moda olan blue-jeans ya da kotu beyazlatmak-eskitmek için çalışanların, bu iş yüzünden öldüklerini biliyor musunuz? Dünyada makinelerle yapılan bu iş, Türkiye’de ucuz diye elle yapılıyor. Taşradan 15-25 yaş arasındaki gençler, bu iş için İstanbul’a geliyorlar. Bir işçinin anlatımıyla işin “geleceği” şöyle: “Kot kumlamaya gelirsin, sonra askere gidersin, çürüğe çıkarılınca öğrenirsin hastalığını, köyüne döner, ölürsün. Buna kumlama hastalığı derler.” Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, kot taşlama ya da kumlama işinin neden olduğu hastalığın ve ölümlerin tesadüfen teşhis edildiğini, fason çalışan atölyelerde çalışan onlarca gencin öldüğünü anlattı.


NURETTİN SAĞBAŞ ( 20-02-2011  16:42:22 )
Bilmukabele Ekrem Tüylüoğlu kardeşim. sizlerde Allah\'a emanet olunuz.


EKREM TÜYLÜOĞLU ( 20-02-2011  13:58:27 )
1979-80 6 fen d sınıf arkadaşım sayın nurettin sağbaşa sonsuz selam ve sevgiler gönderiyorum.allaha emanet ol.


NURETTİN SAĞBAŞ ( 20-02-2011  09:12:33 )
Sayın Editöre;
Göndermiş olduğum 6-FEN-D-1979-80 lise hatırası fotoğraflarımızı çok kısa bir sürede yayınladığınız için size
müteşekkirim.Kolay gelsin.

{ O güzel hatıraları bizlerle paylaştığınız için ben sizlere teşekkür ederim. }



NURETTİN SAĞBAŞ ( 20-02-2011  09:05:06 )
Değerli arkadaşım Engin Ekşioğlu;Başka fotoğraf çektirmemişiz, keşke çektirseydik.Mail adresime cep telefonunu gönderirsen görüşme imkanımız olur. nurettin.sagbas@hotmail.com Selamlar.


AYHAN ( 17-02-2011  20:18:14 )
bir tane resim le köy mü tanıtılır muhtar kardeşim azıcık detaylara girin ne bu yahu selamlar


NURETTİN SAĞBAŞ ( 14-02-2011  11:31:10 )
Bütün pazarlı hemşerilerimin mübarek Mevlid Kandili\'ni tebrik eder, bu gecenin İslam alemi ve bütün insanlar için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak\'tan niyaz ederim.


ERKAN.DİKBIYIK ( 04-02-2011  13:21:53 )
elmalık köyü(kuzika)dan şabanoğlu yaşar SOYDAN bugün sabaha karşı amansız hastalık neticesinde yaklaşık bir yıldır vermiş olduğu savaşı kaybedip 55 li yaşlarda allahın rahmetine kavuşmuşdur.ailesine tüm akrabalarına ve tüm pazar halkına baş sağlığı diliyorum.


FARUK TUNÇSAN ( 03-02-2011  14:05:23 )
ÇAY EKONOMİSİ HAKKINDA
Bölgede yaşam düzeyinin iyi ya da kötü gitmesi çay mahsulüne devletin ilgisinin yüksek oluşuyla orantılıdır. Halkın bundan başka geçim kaynağı ve alternatifi yoktur. Başka bölgedeki tarım üreticisinin şansına sahip değiller. Buğday, pancar, üzüm, incir, pamuk üreticisi mahsulü para etmeyince ertesi sene ekonomik olan başka bir mahsul ekme şansına sahiptir.
Halbuki çay üreticisi çayını söküp yerine mısır ekme şansına sahip değildir. O seneki düşük fiyat altında ya çayını biçip çay kur’ a verecek ya da özel sektöre bin bir minnetle kuru çay karşılığında mahsulünü değerlendirecektir.
Bunların hiçbirine razı olmayan çay üreticisi valizini toplayıp baba mesleği olan gurbetçiliği ya da gemiciliği tercih edecektir.
Oysa kentlere yönelen bu göçü durdurmanın temelinde, bu insanları doğup büyüdükleri yerde iş güç sahibi yapmak, para kazanmasını sağlamak,yöneticilerimize düşmektedir.
Oysa seçim zamanında hatırlanıp seçimde sonra unutulmak istemiyoruz,Çay’da oynanan senaryolar bu gün yönetimde olan kişilerin sorumluluğundadır,Birkaç gün önce çay fabrikalarına işçi alınacak deyip sonra söylemedim demekle siyaset olmaz.
Memleket hizmet beklerken yalan yanlış vaat kimseye fayda sağlamaz,İşçi bulma kurumuna yazılmak için son parasını verip gelenlerin günahı neydi. Bunlarda siyasetçi işte, ama asil söz milletindir.Seçimde bu gibi kişilere itibar etmeyecek.


LEVENT ( 02-02-2011  23:00:27 )
kadir yuceli tanıyan varmı kendisi 70 yaşlarında galiba benim ev sahibinin askerlik arkadaşıydı...ev sahibimin adı mehmet güngör...bi cvp verirsenz sevinirim


XX LAZ ( 31-01-2011  11:02:56 )
pazarin caddelerinden sokaklarindan cöpler yeterince toplanmiyor.belediye calisanlari olaya fransiz kaliyorlar.unutmayalim aslan yattigi yerden belli olur.yönetici belediye uyuyormu.


LAZO DİSVANCİ ( 25-01-2011  20:49:50 )
Pazar ilcesinin eski lazca köy adlari artik yeni nesil tarafindan kullanilmamaya basladi. Tarihi ve atalarimizin koydugu bu guzel eski lazca köy isimleri binlerce yildir gunumuze kadar gelmistir. Son 30 yil icinde hizla kaybolmaya yuz tutan ve artik halk arasinda nerdeyse kullanilmayan bu köy isimlerini tekrar kullanilir hale getirmek icin caba sarf etmeliyiz. Devletimizin baslattigi demokratik acilim hakkindan yola cikarak Sayin belediye baskanimiz, sayin kaymakamimiz ve köy muhtarlarimizin bu konuda ortak hareket ederek,köy tabelalarina köy isimleri belirtilen yarlerde hem turkce hem lazca yazilmalidir. Bu sadece internet sayfalarinda kalmamalidir.


MUSTAFA USTOGLU ( 25-01-2011  01:57:58 )
gurbetten silaya selamlar.


EMİCE ( 20-01-2011  22:00:06 )
pazarimizin yetistirdigi tarihci prof dk faruk tuncsan bey tarih bilginiz cok iyi,siz en iyisi bir kitap yaziniz.bu engin tarih bilginizi bir kitapta toplayarak milletimize bir eser birakiniz.
selamlar emice


FARUK TUNÇSAN ( 20-01-2011  13:01:53 )
SERENDE
Laz evlerinin diğer bir bölümü evin hemen yanında bulunan serendeler’dir. Bu yapılar yine ahşaptan dört direk üzerine inşa edilirdi. Yitecekleri kurutmak ve korumak için dışardan hava alan, rutubet yapmayan direkler üzerine tek oda çatılarak inşa edilen bir yapı idi. Bu yapı Lazların evlerinin avlusunda muhakkak olurdu. Kızı istenen bir aile evet demeden önce kızı isteyen ailenin evini gizlice bir vesile ile ziyaret ederek kapılarında serenderi var mı diye bakardı. Eğer kapılarında serende yok ise o isteğe hayır cevabı verilirdi. Serendeler sosyal yaşamda böylesine önemli olmalarının yanı sıra ekonomik hayatta da çok gerekli idiler.


BERRİN AKPINAR ERDOĞAN ( 19-01-2011  09:36:37 )
Sayın site kurucuları,
Sitede ilçemizde yer alan tarihi eserler hakkında bilgi almak istedim ama böyle bir bölüme rastlamadım.
Örneğin çok eski bir cami olduğunu bildiğim Sivrikale Köyü\'ndeki Valide Sultan Camii hakkında...
Acaba ben mi göremedim?
Bu konuda herhangi bir çalışmanız olacak mı?

Editörün Notu :
Sayın Erdoğan, Sitemiz amatörce ve çok kısıtlı imkanlarla hazırlanan bir site. O yüzden bir çok konuda yetersiz kaldığımız muhakkaktır. Çok geniş site hazırlamak bir ekip işidir ve haberlerin dışındaki bölümleri tek başıma hazırlamaktayım. Yeterli olmuyor elbette.
İlginize teşekkür ederim.
Selamlar...


FARUK TUNÇSAN ( 18-01-2011  11:01:34 )
ÇAY ÜRETİCİSİNE YIPRANMA PARASI
Karadeniz insani eskiden beri sırtında yükü ile yaşamaya çalışan olarak tarihe geçti,ama bu çalışma emeği karşılığında ne emeklilik nede bir tazminat ödeme yapılmıştır.
Çay üreticisine bu sarp coğrafyada çaba gösteren fedakar insanlara artık mükafat olarak maaş yada tazminat ödeme herhalde fazla olmaz.
Köyden kente göç moda olan şu dönemde bu uygulama belki yöremizde çalışan insanlara teşfik olur gurbete gitme alışkanlığına alternatif olur


FARUK TUNÇSAN ( 18-01-2011  09:29:38 )
KARADENİZ\'DE GÖÇ HAREKETLERİ
1810’lar da Laz nüfusun 600.000 civarında olduğu kaydedilmektedir. 1877 – 1878 Osmanlı–Rus savaşları sonrasında Doğu Karadeniz Bölgesinde Laz Nüfusunun 55.000 civarına düştüğü gözlenmektedir. 93 harbi dediğimiz 1877 – 1878 Osmanlı – Rus harbinin sonunda Rusların elinde kalan bölgelerden ( Batum civarı ) 242 ailenin Anadolu’ya göç ettiği Resmi Belgelerle sabittir.
19. Yüzyıl başındaki 500 – 600 bin olan nüfustan bugüne gelen, Laz nüfusu; işgaller, bölünmeler, saldırı ve savaşlar sonrası oluşan şartlar nedeniyle göç ederek Yurdun her tarafına yayılmıştır.



DİDO BADİ ( 18-01-2011  02:12:17 )
1200 yillarinda orta cagda laroza yani bugunku laroz köyunun sahil kismindan uzak dogu ve kafkaslara giden ipek yolu gecerdi.ipek yolunun kenarinda o dönemin dinlenme tesisleri vardi.bu tesislere disvanci denilirdi.disvanci lazca bir kelimedir ve dinlen anlamina gelmektedir.hata bir rivayete göre hanci tesisin önunde bekler ..sen yolcu ben hanci ,ela hako disvanci diye gecen yolculara seslenirlerdi.disvanci tesislerinde ipek yolundan uzakdoguya giden yolculara yemek,kalacak yer temin edilir ökuz boynuzundan yapilan sarap bardaklariylanda lazika sarabi ikram edilirdi.dönemin unlu dusunurlerinden adinius bir yazisindan lazika sarabindan söz eder..laroz daha sonra 1500 lu yillarda osmanli egemenligine girince osmanlinin musluman olmayanlardan aldigi vergilerden yirtmak icin islam dinine toplu olarak gecmis böylelikle agir vergilerden kurtulmustur.hem bu sayede hak dinini bulmustur.osmanli yikilip yerine cumhuriyet gelince ataturkun cikardigi kanunlara devrimlere uymayacagini söyleyen trabzon ve rizeyle beraber hareket etmis ve böylece hamidiye gemisinden atilan bombalardan nasibini almistir.atma hamidiye atma,vergide vereceguz, sapkada giyeceguz demistir.


FARUK TUNÇSAN ( 17-01-2011  09:05:32 )
LAROZ\'DA YAŞAM
İlk çağlarda ormandan kestikleri odunları dere suyu yardımıyla sahile indirerek satıyorlardı. Daha sonraları yöreye gelen Cenevizliler’den öğrendikleri şarapçılıkla uğraşmaya başlamışlar. Şarap üretmek için üzüm bağları oluşturdular. 1930’lardan sonra yavaşça yöreye yayılmaya başlayan çay tarımı ile uğraşmış, yöre halkı. Bunların birincisi ormanın tükenişi ile bitti. İkincisi yöreye Osmanlı Devleti’nin hakimiyeti ile şarapçılık ile uğraşmak günah sayıldığı için terk edildi. Çok az üzüm asmaları kızılağaçlarda pekmez yapmak için günümüzde de varlığını devam ettirmektedir. Bölgede halen yoğun olarak uğraşılan çay tarımı vardır. Yeni yeni uğraş alanı olarak halk kivi ile tanışmaktadır.


SAYFALAR : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89] [90] [91] [92] [93] [94] [95] [96] [97] [98] [99] [100] [101] [102] [103] [104] [105]
 
 
 
         GÜNÜN FOTOĞRAFLARI         
 21-Kasım-2017  20-Kasım-2017  19-Kasım-2017  18-Kasım-2017  17-Kasım-2017  16-Kasım-2017  15-Kasım-2017
 

   Künye    |    Açılış Sayfam Yap    |    Sık Kullanılanlara Ekle    |    Reklam    |    Önemli
 
© 1997 - 2017  Her hakkı saklıdır. Fotoğraf, Haber ve Yazıların izinsiz kopyalanması, kullanılması yasaktır.
Sitede Şu an  11  ziyaretçi bulunmaktadır.










 

Turhost